Sayfalar

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Batının En Çok Sevdiği Doğulu

          Nihayet yeni otomobilimiz kapıya yanaşıyor . Her ne kadar ikinci el olsa da kondisyonu çok iyi durumda ve bu çıplak gözle bile anlaşılabiliyor . 2007 Ocak ayındayız .  Henüz sancılı ehliyet alma sürecim tamamlanmamış . Laf aramızda bunu dördüncü sınavda başardım . Motor ve trafik sorun değil ama ilk yardımda başarıya ulaşmam dört sınav sürdü. Bu yüzden canınız kıymetliyse benim yanımda kazaya karışmayın . Neyse biz konumuza geri dönelim . Kapıya yanaşan otomobil 1999 model bir Toyota Camry 3,0 GX . Ben çocukken bizim Toyota Corolla’mız vardı . Her çocuk gibi bende babasının kullandığı otomobil markasının en üst modelini hayal ederdim ve bu yüzden günün birinde her ne kadar güncel kasa değilse de  Camry sahibi olmamız beni çok mutlu etti .Bir süre ona dokunamıyorum çünkü ehliyetim yok .
          Yaklaşık iki ay sonra ehliyetime kavuşuyorum . Camry ve ben maceramıza başlıyoruz . Henüz ehliyetime kavuşur kavuşmaz otomobile biniyorum ve fazla abartmadan bir yerlere gitmeliyim diyorum kendi kendime . Bunu kendime söyler söylemez telefonum çalıyor arayan kişi kuzenim . “-Beni havaalanından alabilir misin ?”. “-Yola çıkıyorum yaklaşık 20 dk. sonra oradayım” diyor ve kapatıyorum . Çocukluğumdan beri beklediğim şey oldu artık ehliyet sahibi birisiyim .
          Otomobil kullanmayı teorik olarak başka araçlarda öğrenmiş olsam da acemiliğimi bu araçla atlattım ben . İlk başlarda onu çok fazla bir şeyle kıyaslayamazdım ama şimdi bunu yapabilmek çok kolay çünkü kullandığım otomobil sayısı bir hayli fazla . Yine onu herhangi bir modelle karşılaştırmaktansa size otomobil kullanmayı bu otomobilde öğrenmiş biri olarak hikayemi anlatmayı tercih ederim .
          İlk olarak söylemeliyim ki bu otomobil gerçekten rahat . Amerika gibi rahatına düşkün sürücülerin yaşadığı bir ülkede değişik test organlarından yılın otomobili ödüllerini almasına şaşmamalı . Deri döşemeli koltuklarına oturduğunuzda size verdiği rahatlık hissini gerçekten çok az otomobil verebildi bana . İç mekandaki malzeme kalitesi tabii ki Alman rakipleri seviyesinde değil ama o yıllardaki diğer rakiplerinden de aşağı kalır yanı yok . Otomobil gücünü ön lastikleri üzerinden yola aktardığı için arka kısım sınıfın arkadan itişli otomobilleri 5 ve E serilerinden daha geniş . Donanım olarak yılına göre ne eksiği ne fazlası olan bir otomobil . Elektrikli sunroof , deri döşeme , ısıtmalı ve elektrikli ön koltuklar , cruise control , cd changer araçta olan ve o yıllarda lüks kabul edilen donanımlardı . Araçta bana göre en büyük donanım eksiği traction control bulunmaması . Araçta lastik ölçüsü seçimi konfor odaklı olduğundan yüksek yanak mesafesi tercih edilmiş . Yüksek yanaklı lastik seçimi , önden çekişli aktarma sistemi ve olmayan traction control . Bunların sonucu olarak özellikle rampa yukarı kalkışlarda dikkatli davranmazsanız çok kolay bir şekilde tutunma kaybı yaşıyorsunuz. Islak havada durum daha da kötüleşiyor ve sağ ayağınızı neredeyse cerrahi bir müdahalede bulunuyormuş gibi aşırı hassas kullanıyorsunuz .
          Otomobillerin tasarımları hakkında konuşmayı fazla sevmem çünkü bu tamamen zevk meselesi . Bu otomobilin tasarımı bence güzel fakat tasarım hakkında değinmek istediğim konu farklı .  Bu otomobilin boyu yaklaşık 4.75 metre . Artık kompakt sedanlar bile bu boyutta ve bundan hoşlanmıyorum . Sırf daha geniş iç hacim ve bagaj hacmi sunmak amacıyla çekip uzatılmış gibi gözüken otomobiller dolaşıyor etrafta . Eni bundan 10 sene önceki kompakt otomobiller kadar ama boyu neredeyse 10 sene öncesinin iki üst sınıf otomobilleri kadar ! Söylemeden geçemeyeceğim ki günümüzün o çok geniş iç mekanlı otomobilleri beni iç mekan genişliği bakımından tatmin edemiyor . Neyse Camry’ye dönelim . Dediğim gibi otomobilin tasarımını beğenmeyebilirsiniz ama bu otomobil kütlesinin hakkını veriyor . Bagaj hacmi , yakıt deposunun hacmi , ön ve arka koltuklardaki yaşam alanları , omuz çizgisi … Her noktada boyutlarının karşılığını veriyor ve sizi memnun etmeyi başarıyor . Otomobilin sürüş pozisyonu ve görüş açıları başarılı . Sadece arka görüşte biraz sıkıntı var ama ona da kısa süre içerisinde alışıyorsunuz .
          Japon otomobili denildiğinde o dönemlerde lastik ve rüzgar sesi akla gelen en önemli sorundu fakat Camry o döneme göre çok başarılı denebilecek 0,31 Cd lik sürtünme değeri ve yine o döneme göre başarılı sayılabilecek izolasyonu ile bunu unutturuyor . Ciddi hızlara çıkıldığındaysa bir miktar rüzgar sesi mevcut .
          Camry’nin motoru  3000 cc hacminden 190 PS. güç ve 275 Nm. tork üretiyor . Günümüzün ekstra verimli motorları ile kıyaslanamayacak olsa da o yıllara göre ideal değerler olduğunu söyleyebilirim . Motorun çalışma karakteri sessiz ve homojen . Otomobilde bu motora 4 ileri tork konvertörlü over drive fonksiyonu da bulunan şanzıman eşlik ediyor . Şanzımanın vites geçişleri kickdown sırasında biraz sarsıntılı olsa da normal kullanımlarda oldukça yumuşak . Zaten sadece 4 kademesi olduğu için fazla vites geçişi yaşamıyorsunuz . Buna karşılık otomobilin kickdown sırasında çabuk vites düşürmesi başarılı . Özellikle sollamaya çıktığınızda gaza bastığınız anda otomobilin size ihanet etmeyeceğini bilmek kendinizi güvende hissetmenizi sağlıyor . Performans olarak bir sıkıntı yaşatmamasına rağmen motorun genel karakteri oldukça sakin ve fazla zorlamanızı istemeyen yapıda . Performansla ilgili en büyük sorun aracın hızını hiç belli etmemesi . Şöyle açıklayayım ; otomobillere fazla ilgili olmayan bir arkadaşımla tatilden dönüyoruz , aracı o kullanırken bende sağ koltukta biraz dinleniyorum . Hızımız 160 km/s . Biraz şaşırıyorum çünkü bahsi geçen arkadaşım kendi otomobili olmasına rağmen kolay kolay 120 km/s’i geçecek biri değildir . Elimle hız göstergesini kapatıyorum ve soruyorum “-sence şu anda kaçla gidiyorsun ? “ aldığım cevap durumu açıklar nitelikte “-100 km/s “ . Bu yönünden dolayı bu otomobille uzun yolculuklarda ceza yememek için sık sık kadranı kontrol etmelisiniz .
          Gelelim bu otomobil için çok zor olacağını düşündüğüm bölüme yani otomobilin sürüşüne . Zor olacağını düşündüğüm diyorum çünkü önceliği Amerika’da başarılı olmak olan bir otomobil olduğundan dolayı ben bu otomobille zaman geçirinceye dek yol tutuşunun pek de iyi olmayacağını düşünüyordum ama o beni yanılttı . Tabii ki bir viraj canavarı olduğunu söylenemez ama yolda ilerlerken size güven veriyor olması da mutlu edici bir özellik . Öncelikle şiddeti ne olursa olsun bu otomobil rüzgardan etkilenmiyor . Otomobili kullanmadan önce muhtemelen çok şiddetli şekilde understeer sorunu yaşıyordur diye düşünmüştüm ama otomobilin böyle bir sorunu yok . Sadece düşük hızlı dönüşlerde gaz üstündeyseniz torque steering yaşıyorsunuz . Otomobil normal hızlarda ise güven verici bir şekilde yol tutuyor . Bazı arka arkaya gelen hızlı yön değişimlerinde otomobilin arkası önünü takip etme konusunda isteksiz davranıyor ve çok şiddetli olmasa da arka taraf kaymaya başlıyor ama küçük bir direksiyon hareketinizle hemen çizgisine geri döndürülebiliyor . Otomobilin sürüşündeki en önemli eksiklik bozuk zeminli yollarda gövde salınımının fazla olması . Otomobil zeminle olan teması kaybetmiyor ama bozuk zeminlerde gövde salınımları içeridekileri rahatsız edebiliyor . Zaten daha otomobilin içine ilk oturuşunuzda çok da tok bir yapısı olmadığını anlıyorsunuz . Otomobilin süspansiyonları darbeleri absorbe ederkenki sesli çalışma yapısı da can sıkan bir başka kusur . Fakat bu kusurları yakalamak için yol şartlarının ciddi manada bozuk olması gerekiyor . Neyse ki İstanbul’da yaşadığım için bunları hissetmem fazla zaman almadı . Otomobilin direksiyonu düşük süratlerde sert olmasa da ipeksi bir yumuşaklığa sahip olmadığını da söylemeliyim . Düşük hızlarda kendinden beklenmeyeni yapan direksiyon yüksek hızlarda da yine kendinden beklenmeyeni yapıyor ama olumlu yönde . Otomobilin hızlandıkça sertleşen direksiyonu otoban sürüşlerinde gerçekten çok başarılı ve size kendinizi güvende hissettiriyor . Otomobilin frenleri gerçekten başarılı . Frenaj esnasında eğer otomobilin dengesini bozmak için özel çaba sarfetmiyorsanız otomobil izine sadık bir şekilde yavaşlıyor . Bunu yaparken fren pedalı size gerekli bilgileri iletiyor ve ideal dozda fren yapmanızı kolaylaştırıyor . Otomobil fren esnasında yumuşak süspansiyon sisteminin de etkisiyle normalden daha fazla öne yatıyor fakat bu durum dozlamada veya fren gücünde herhangi bir olumsuzluk yaşatmıyor . Otomobilin fren sistemi ile ilgili tek kötü yanı fren balatalarının çabuk aşınma göstermesi . Gerçektende periyodik bakım aralıkları neredeyse fren balatasının bitimiyle eş zamanlı olarak gerçekleşiyor . 
          Genel olarak Toyota Camry hiçbir jenerasyonuyla ülkemizde tutulmamış olsa da bu onun kötü bir otomobil olduğunu göstermiyor . Bunda en büyük etken otomobilin silindir hacminden dolayı oluşan vergisi ve yakıt tüketimi . Eğer bunları göze alıyorsanız Camry’nin donanım , performans , konfor , maliyet , sürüş gibi konularda sizi mutlu edeceğini söyleyebilirim .  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder