2001 Yılının sonbaharında satışa sunulan dördüncü jenerasyon BMW 7 serisini ilk gördüğüm anı unutamam . BMW 7 serisi sevdiğim otomobillerden biriydi ama ona ne olmuştu böyle ? Kendi kendime düşünüyordum “Acaba kim tasarlamış olabilir bunu ?” İnternette kısa bir araştırmanın ardından isme ulaşıyorum ; Chris Bangle ! İlerleyen zamanlarda diğer BMW modelleri bir bir yenileniyor . Sonuç benim açımdan aynı ; hiçbirini beğenemiyorum . Sonra başka bir model tanıtılıyor ve diğer tüm modeller gözüme güzel geliyor . E90 kodlu 3 Serisi . Evet bence E90 Bangle tasarımları içerisinde en kötüsü . Diğer Bangle tasarımlarını da beğenmiyorum fakat fütüristik ve farklı buluyorum . Bu otomobilin tasarımıysa sıradan hem de premium olmayan markalar için bile . Sanki sınıfın karizmatik çocuğu (E46) gitmiş şaşı ve obez olup geri gelmiş gibi bir şey bu !
Bangle’ın tasarım ekibinin başında bulunduğu süreçte BMW premium araç satışında Mercedes’i geçerek liderliğe yükselmesine rağmen BMW bu başarıda Bangle’ın payının olduğunu düşünmüyor ve 2009 yılının Şubat ayında Chris Bangle ile BMW’nin yolları ayrılıyor . 2009 Yılında BMW 3 serisi makyajlanıyor ve bu defa yapılan yapılan işin altında Chris Bangle yerine Adrian van Hooydonk’un imzası var .
Değişim az ama etkisi derin oluyor . Daha sert hatlar hemen dikkati çekiyor . E46 kadar agresif olmasa da makyajsız E90’dan daha kararlı bakışlara sahip . Özellikle arka kısımda değişimler yine küçük olmasına karşın gelişim büyük olmuş . İç mekanda ise değişiklik yok denecek kadar az . BMW’nin gelenekselleşmiş sürücüye odaklı kokpiti bu araçta bulunmuyor fakat kokpit tasarımı başarılı . Chris Bangle’a teşekkür etmemiz gereken noktada bu zaten . Otomobillerin iç tasarım anlayışını geliştirdi ve günümüzde ki otomobillerin pek çoğunda bu anlayış benimsendi . Bangle öncesi dönemde satılan lüks otomobillerdeki akıllı ekranların yerleştirildiği noktalara bakın ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız . 320D’de işçilik ve malzeme kalitesi ise markaya yakışır türden . Kullandığım araçta idrive yok doğal olarak multimedya ekranı bulunmuyor ama kokpit yinede gözüme eskimiş gelmiyor . Yaşam alanı bakımından hem ön hem de arka taraf çok geniş olmamalarına rağmen çok ergonomik olmaları sayesinde rahat edebiliyorsunuz . Otomobilin hangi koltuğunda oturduğunuzun önemi yok ; hepsi size bir eldivenmiş gibi uyum sağlıyor .
Anavatanı Almanya’da neredeyse sonsuz motor seçeneği olan 3 serisinin ülkemizdeki en popüler versiyonu ise 320D . BMW’nin 2000cc dizel motorları Darwin’in evrim teorisini andırdığından bu yazıya konu olan otomobilin 184 PS lik versiyon olduğunu söylemekte fayda var . Otomobilde bu motora 6 ileri otomatik şanzıman eşlik ediyor . Bakalım birbirleriyle çok iyi anlaşan bu ikili aracın şasisiyle de iyi anlaşabilecek mi ?
Sürüşün başında dikkatimi çeken şey sessizlik oluyor . Markaya yakışan izolasyon ve süspansiyonun sessiz çalışma karakteri ile birlikte dışarıdaki sesler sizi asla rahatsız edemiyor . Bozuk zeminli yollarda otomobil kendini rahat hissetmiyor ve darbeleri absorbe etme konusunda çok da istekli değil . Direksiyon ise kötü şartlara süspansiyon sisteminden daha iyi uyum sağlamakla beraber her koşulda güven verici bir his ve geribildirim sağlıyor . Otoban sürüşlerinde ise süspansiyonda çalışkan bir hale geliyor ve otomobil dört dörtlük bir hal alıyor . Aslında tüm bunların zaten böyle olmasını bekliyordum . Çünkü bu otomobil bir 3 serisi ve bu otomobil hiçbir zaman sürücüsüne bulutların üzerinde bir yolculuk sözün vermedi fakat BMW’nin zevkli sürüş gibi bir sözü var ve bunu şimdiye kadar hep tuttu . Bakalım sözünü tekrar tutabilecek mi ? Araca alışana kadar DSC’yi devreden çıkarmıyorum . Direksiyon hızımı arttırmama rağmen net karakterini devam ettiriyor ve bu otomobil standart direksiyon sistemine sahip versiyon . Kullandığım otomobilde active steering adı verilen direksiyon sistemi ne yazık ki yok . Virajlarda DSC çok devreye girmiyor devreye girdiği zaman ise sadece yanıp sönen ışığından anlayabiliyorum çünkü müdahaleleri çok hafif ve size kendinizi yardıma muhtaç bir sürücüymüş gibi hissettirmiyor . Süspansiyonun sert karakteri bu defa yüzünüzü güldürmekler beraber virajlarda hızlı ve istikrarlı bir sürüş sağlayarak kendinizi güvende hissettiriyor .
Şanzıman normal kullanımlarda çok başarılı değişimlere sahip . Sarsıntı yada kararsızlık gibi problemleri yok . Performanslı kullanımda ise milisaliselik bir değişim göstermiyor ama performansın aracın şanzımanı tarafından baltalandığını da düşündürmüyor . Şanzımanın sport modu ise daha yüksek devirlerde vites değiştirmek istiyor ama bu otomobil dizel olduğundan dolayı bu durum sürüş zevkinizi arttırmıyor aksine azaltıyor . Şanzımanın vites değiştirmeme ısrarı güç bandınızda gücün çok azaldığı bir noktaya kadar devam ediyor ve sizde otomobil hızlanamıyormuş hissi uyandırıyor .
Bir BMW’nin sürücü koltuğundayım , sürüş pozisyonumda mutluyum , araca alıştım , etrafta kimseler gözükmüyor , şanzıman manuel konumunda . Daha fazla dayanamayıp DSC’yi kapatıyorum . Oyun zamanı ! Şey yani bakalım oynanabiliyor mu ? İlk kez hem dizel hem otomatik olan bir araçtan eğlenceli bir sürüş çıkartmaya çalışacağım . Otomobil virajlarda hala kendinden emin bir karakter sergiliyor ve hiçbir elektronik yardım almadan da başarılı bir tutuş seviyesine ulaşabiliyor . Eğer biraz daha zorlarsanız bu defa hafifçe understeer oluşuyor fakat eğer güç bandı içindeyseniz gazın şiddetini hafifçe arttırarak durumu düzeltebiliyorsunuz . Eğer daha fazla gaza basmanın işe yaramayacağı devirlerde iseniz yine güvendesiniz çünkü gazın şiddetini azaltarak ağırlığı ön tarafa ilettiğinizde ön taraf tutuşunu geri kazanıyor ve arka taraf rahatlıkla ön tarafı takibini sürdürüyor . Viraj girişlerinde eğer güç bandı içinde iseniz ve gaza gereğinden fazla basarsanız üçüncü viteste bile powerslide yaşayabiliyorsunuz ama ne yazık ki çok kısa sürüyor . Şanzıman manuel modda bile sizin işinize burnunu sokup vitesi büyütüyor ve bunun gerçekleştiği anda otomobil normal çizgisine geri dönüyor . Powerslide için gerekli olan gücü minimumda uygulayarak şanzımanı bir süre kendinizden uzakta tutabiliyorsunuz ama bu defa da turbo dizel olan motorun yapısı gereği devir yükselirken azalan tork sebebiyle otomobilin arkası sert bir şekilde izine dönüyor . Anlaşıldı ! Bu otomobilin arkadan itiş zevki sadece anlık zevklerden ibaret olacak . Otomobil her ne kadar oversteer konusunu bir zevke dönüştüremiyorsa da otomobilin arka tarafı bir BMW’ye yakışacak derecede hisli .
Yazıda sıklıkla kullandığım güç bandı teriminin aslında dünya üzerinde en geçersiz olduğu dizel otomobillerden biri 320D ama yine de sürüşü değiştiren bir durum . Dizel otomobillere karşı sempati duyduğum söylenemez ama kendi sınıfında sürüş yaptığım en iyi dizel otomobilinde 320D olduğunu söylemeliyim . Bu otomobilin motorunu ben abisi olan ve çok aşina olduğum 330D’nin motoruna değişmezdim . 330D’nin motoru tabiî ki daha güçlü ve torklu fakat sürüş dinamiklerinde küçük kardeşinden daha fazla etki yaratıyor . Güç bandına çok daha fazla duyarlı ve turbo-lag daha fazla . Ayrıca daha gürültülü bir motor .
Otomobilin fren sistemi çok başarılı . Duruş mesafesi de sınıfının en iyilerinden ama pedal ve dozlama hissi bakımından kesinlikle sınıf lideri . Otomobille hızlı bir otoban yolculuğu sırasında en sol şeritte ilerlerken dikkatsiz bir otobüs şöförü bir anda sol şeride geçiyor ve frene basıyorum . ABS devreye girmiyor ve ideale çok yakın bir frenajla otobüse 2 metre kala istediğim hıza düşüp yoluma devam ediyorum . Kesinlikle aşırı tehlikeli bir andı . Önemli olan nokta şu ki o noktada belki de pek çok otomobil o fren performansını gösterebilirdi fakat bu otomobillerin çoğunluğunda böyle bir olaydan sonra sakinleşmek için birkaç dakikaya ihtiyaç duyarsınız . 320D’de ise nabzınız yüzde bir bile artmıyor . Durabilme ihtimalinizin olduğu her durumda 320D size gerekli olan güven seviyesini sağlamaktan çekinmiyor . Eğer EuroNCAP güvenlik testlerinde “güvende hissettirme” gibi bir kritere puan verseydi 3 serisi kesinlikle o kriterden tam puan alırdı .
Günümüzün mükemmelliyetçi şartlarında 320D kadar başarılı bir otomobil bulmak gerçekten çok zor . Otomobilden beklentiniz ne olursa olsun 320D isteklerinizi yerine getiriyor . Bazı eksikleri olsa bile şimdilik kusursuz otomobil kavramına ondan daha yakın olan bir rakibi yok . Konfor , ekonomi , sürüş dinamizmi , yaşam alanı , donanım , servis ağı , prestij , ergonomi …. Hepsi ve daha fazlası bu otomobilde mevcut .



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder